YENİ İNSAN FOLKLOR EĞİTİM DERNEĞİ
Yeni İnsan Dans Topluluğu 1982 yılında o zamanlar henüz Tıp Fakültesinde öğrenciyken Dr. Ercan Kesal'ın bir grup arkadaşıyla İzmir'de kurduğu bir topluluktur.Topluluk etkileyici başarılara imza atmış ve halk danslarımızı modern dans uyarlamalarıyla ve öykülemeleriyle belki de ilk kez hayata geçirmiş ve bu çalışmalarıyla büyük yankı uyandırmıştır.
"Yeni İnsan" 2002 yılında yeniden hayat buluyor ve Yeni İnsan Gençlik Kültür Merkezi adıyla yeniden bir Dernek olarak faaliyetlerine başlıyor.
Dernek farklı kültürlerden ve geleneklerden gelen gençlerimizi bir çatı altında buluşturacak.
Gençlerin yetenekleri ve tercihleri doğrultusunda sosyal ve kültürel faaliyetlerine destek vermek, gelişimlerine katkıda bulunmak amacıyla farklı yöreleri içine alan ve geniş bir yelpazede kültürlerin folklorü, dans ve müzik eğitimi (gitar, bağlama vb) ile her tür bilgiye dilediklerinde ulaşabilecekleri kitaplık ve ansiklopedik arşiv yanında tiyatro çalışmalarının da yer aldığı Dernek Okmeydanı'nda .
1982 yılında İzmir'de kurulan Yeni İnsan Dans Topluluğu'nun faaliyetleri halk dansları ile sınırlı olsa da o günkü manifestosu anlayış ve kültür-sanata bakış açısıyla hala geçerliliğini korumakta ve geniş yelpazede sunduğu aktiviteleri gerçekleştirmek için yeniden yola çıkan Yeni İnsan Gençlik Kültür Merkezi Derneği'nin de aynası olmaktadır.

Yeni insan'la gelen... (1982-İzmir/2002-İstanbul)

"Kültür insanın aynasıdır. İnsan kendi gerçeğini onda görür..." Sartre

Ülkemizde henüz genç ve yeni bir bilim dalı konumundaki halk bilimi (folklor) topluma özgü geleneksel gösteri ve geleneksel kültürün tümünü içeren bir alanda, kendi çalışma yöntemlerini, kendi değer yargılarını yerleştirmeye çalışırken, onun en dinamik yanını oluşturan "Halk Danslarımız"da bugün çeşitli özel ve resmi kuruluşlar aracılığıyla sürdürülmekte, yaşatılmaya çalışılmaktadır.
Halk danslarını uğraş alanı olarak seçen kurumların sahip oldukları fonksiyona, izledikleri çalışma yöntemlerine ve çalışmalarda esas aldıkları kriterlere bakıldığında daha sağlıklı bir çalışma ortamının esas alınması gerekliliği hemen gözlenmektedir.
"Yeni İnsan", halk dansları alanında, yukarıda sözünü ettiğimiz kurumlardan gelen, değişik sürelerde çalışan, öğrenen, öğreten belirli bir grubun, haklı kaygılar taşıyan bir kesimin oluşturduğu topluluktur.
"Yeni İnsan" olarak kuruluşumuzun ardından önümüze çıkan ve aşılması gerekli en önemli soru: Ne yapacağız? sorusu oldu. Halkın tüm gelenek-göreneklerinin, üretim-tüketim ve insan ilişkilerinin yansıdığı, kısacası tüm yaşamının soluduğu oyunlarımız önümüzde durmaksızın akıp giden bir nehir gibi duruyordu. Biz istesek/istemesek de değişen-gelişen toplumsal koşullar onu kaçınılmaz olarak değiştirecek, etkileyecek belki de yok edecekti. Kaldı ki, yaşamın gerçekliğine uymayan geleneklerin eriyip yokolduğunu, tükendiğini açıkça görmekte, izlemekteydik.
O halde, önümüzde akıp giden bu nehre (ya da sürece) nasıl müdahale etmeliydik? Yüzyıllardır sürekli ve canlı bir oluşum evresinde ilerleyen geleneksel kültür birikimine nasıl ve hangi yöntemlerle sahip çıkmalı, neleri seçmeli ve neleri hayata geçirmeliydik?
Tüm bu sorular ve getirmeye çalıştığımız yanıtları "Yeni İnsan" ın kuruluşunun maddi temellerini yarattı.
Halk danslarımızı, öncelikle sahne sanatları çerçevesinde ele almalı, eleştiriden geçirerek şimdiki anlamını kavramalı, içerik ve biçim açısından geliştirmeliydik. Bu anlamda Yeni İnsan'a, kalıplaşmış yaklaşımlara ve kısır çalışma yöntemlerine karşı çıkan, folklora taklit kalıbı olarak bakmayan bir anlayışın ürünüdür diyebiliriz. Uğraşımıza "Halk danslarımız ciddi bir olaydır ve layık olduğu yere oturtulmalıdır" diyerek başladık.
Sözün özü: Halk danslarımızı geleneksel motiflerinin bilimsel ve tutarlı bir yöntemle seçilip kullanıldığı, oyunların özüne uygun temaların hakim kılındığı, varsa belli bir öykülenmenin işlendiği, diğer sahne sanatlarının tüm olanaklarından yararlanıldığı çağdaş bir yorumla sahnelemeye çalışacağız.
"Yeni İnsan Dans Topluluğu" olarak alanında ilk örnek olmanın önümüze serdiği tüm olumsuzlukların ve olası hataların bilincindeyiz. Bu nedenle büyük savlar yerine, bilinen yanlışları ve sunulan önerileri açıklamak, tartışmak istiyoruz.
Halk dansları, alanında etkin düzeyde kurumlaşbilmenin ciddi ve tutarlı bir tartışma ortamının yaratılmasından geçeceğini biliyor, tüm içtenliğimizle "Merhaba" diyoruz.


Dansa Çağrı

Ülkemizde dansın bir sanat olarak algılanması ve beğeni ölçütlerinin gelişmesi oldukça yeni. Ve sanatın her alanında görülen kargaşa dansta oldukça geniş boyutlarda: klasik bale eğitimi veren kurumları, folklor dernekleri, diskolar, düğünler eğlenmek zorunda kaldığında "Oh yandan" diye bağırıp gerdan kıranlar. Batılı anlamda kurumlar dışında dansa topluluğumuz oyun deyip geçiyor ve açık seçik bir tanımlama getiremiyor. Oyuncu, çalgıcı, köçek, zenne...gibi sıfatlara genelde aşağılayıcı anlamlar yükleniyor.
Oysa, yüzyıllar öncesinden bir çok toplum, bir çok düşünür "Dansın başlangıcının evrenle eşzamanlı dansın aşk kadar eski" (1) olduğuna hemfikir. Şairin sözcükleri, ressamın renkleri, bestecinin sesleri varsa dansçının da bedeni var. Dansın hor görülmesinin temelinde dinin bedeni aşağılamasının yattığını söyleyebiliriz., daha bir çok yan etken de sayabiliriz. Okumayan, konuşmayan, gülmeyen..gibi bir çok olumsuzluğa ek olarak dans etmeyen bir toplumuz desek yalan olmaz. Halbuki, bedenimiz saygıdeğer bir oluşum. İncecik, çeviklik, uyum kazandığı ölçüde insani.
"Kendisi için sonucu olan, ritmik, uyumlu, istemli deyinimler danstır."(2) diyerek klasik bir tanım koyalım ve insanlık tarihinde dansın konumunu kısaca açmaya çalışalım.
"İnsanoğlu daha tarih öncesi çağlarda dans etmeye başladı, kısa zamanda, dans belirli kurallara ve düzene bağlanarak ayin, büyü ve din işlerinde kullanıldı. Ritm ve hareketleri destekleyen ilk araçlar el çırpma, şarkı,vurmalı çalgılar, kaval ve flüttür. Mısırlılar, İbraniler ve Hititler'den bu ayin dansları ile ilgili bir çok belge kalmıştır. Hindistan'da geleneksel olarak sanatların en önemlisi sayılan dans, Hint uygarlığının gelişmesinde önemli bir rol oynadı.
Yunanlılar da bu sanat, müzik ve şiire yakından bağlıydı. Roma'da etrüsk ve Yunan etkisi sonucu gerçekçi bir tutumla pandomim ağırlıklı temsili danslar gelişti. (3)
İlkel topluluklarda "İnsan soyu kendini doğa ile bir bütün olarak hissediyordu. Kendini hayvanlarla bir tutuyor ve bunu hayvan maskeleri takarak belirtiyordu. Böylesine mitsel bir dünya görüşü ile bezenmiş insan doğadan korunmak ve yalnızlığından kurtulmak için topluma sığındı. Bu eğilimlerin üstesinden gelmenin yollarından biri de törenlere katılmaktı"(4) ve danslar da bu törenlerin en ayrılmaz parçası idi.
Dans bir sahne gösterisi olunca, taklitli, imeceli, törensel ve dini niteliklerini kaybetti; başlı başına bir sanat haline geldi.
Anadolu'da halk dansları aşağı yukarı bu çizgiyi izledi. Bugün önümüzdeki bin yılların mirası var.
Törensel anlatımını yitiren danslarımızın hangi anlatımları yükleneceği ve tarihsel gelişimini hangi ölçütlerle sürdüreceğine değinen sorumuz "Yeni İnsan" a benzer deneyler ve tartışmalarla çözüm bekliyor.

(1) Samosate'li Lucien
(2) Grammaire de la danse / Pierre GAXOTTE
(3) Archive internatiole de la danse'dan özet
(4) Sağlıklı toplum / Eric FROM


TİYATRO
u RUH SAĞLIĞI ve
ŞİZOFRENİ VAKFI
u ŞİZOFRENİ
DOSTLARI DERNEĞİ
u YENİ İNSAN
u ÖZEL OKMEYDANI HASTANESİ
u MAHALLE MEYDANI
u HAYAT ve SAĞLIK
u PİYALE PAŞA
SPOR KLÜBÜ
u SİVİL İNSİYATİF
u SAĞLIK POLİTİKASI
u MAHALLEM KORUYUCU
SAĞLIK EVLERİ
u GÜNCEL HABERLER
u YAYINCILIK
u BİYOGRAFİ
u İLETİŞİM

Ruh Sağlığı ve Şizofreni Vakfı | Şizofreni Dostları Derneği | Yeni İnsan | Özel Okmeydanı Hastanesi | Mahalle Meydanı | Hayat ve Sağlık
Piyale Paşa Spor Klübü | Sivil İnsiyatif | Sağlık Politikası | Mahallem Koruyucu Sağlık Evleri | Güncel Haberler | Yayıncılık | Biyografi | İletişim